Kâinatın Efendisi[PDF]
Kâinatın Efendisi[PDF]
2008-06-30 19:09:27 #3837
Kurtuluş Muhammed aleyhisselamı sevmeye bağlı Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama tâbi olanlara mahsustur. Dünyada yapılan hayrat ve hasenat, yani bütün iyilikler, bütün keşfler, bütün hâller ve bütün ilimler Resulullahın yolunda bulunmak şartı ile, ahirette işe yarar. Yoksa, Allahü teâlânın sevgili Peygamberine tâbi olmayanların yaptığı her iyilik, dünyada kalır ve ahiretin harap olmasına sebep olur. Yani, iyilik şeklinde görünen, birer istidractan başka bir şey olamaz. Muhammed aleyhisselama tam ve kusursuz tâbi olabilmek için de Onu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Bunun alameti de, Onun düşmanlarını düşman bilmek, Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Muhabbete müdahene, yani gevşeklik sığmaz. Aşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı icap eder. Bir kimse, binlerce sene ibadet etse ve ömrünü, nefsini temizlemekle geçirse ve güzel huyları ile yanındakilere ve keşf ettiği aletler ile, bütün insanlara faydalı olsa, Muhammed aleyhisselama tâbi olmadıkça, İslam dinine inanıp müslüman olmadıkça ebedi saadete kavuşamaz. Peygamber Efendimiz, gelmiş gelecek bütün en üstünü, en güzel huylusu idi. Nitekim kendisi , “İyi huyları tamamlamak, iyi ahlâkı dünyaya yaymak için gönderildim. ” buyurmuştur. Semavî dinlerin hepsinde iyi huylar vardı. İslamiyet, bunları tamamlamak için gönderildi. Bu din varken, iyi huy bildirecek başka kaynağa, başka kimseye lüzûm yoktur. Bunun için, Muhammed aleyhisselâmdan sonra, Peygamber gelmiyecektir. O’na tabi olanlar affolur. O’na tabi olmak, yani O’na uymak; O’nun gittiği yolda yürümektir. O’nun yolu, Kur’an-ı kerimin gösterdiği yoldur. Bu yola Din-i İslam denir. O’na uymak için, önce Müslüman olmak, Müslümanlığı iyice öğrenmek, sonra farzları eda edip, haramlardan kaçınmak, daha sonra, sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmak lazımdır. Allahü teâlâ O’nu, dünyadaki bütün insanları saadete davet için gönderdi ve Sebe’ suresinin 28. Ayet-i kerimesinde mealen; “Ey sevgili Peygamberim! Seni, dünyadaki bütün insanlara, ebedi saadeti müjdelemek ve bu saadet yolunu göstermek için, gönderiyorum” buyurdu. Muhammed aleyhisselama tabi olmak, “Ahkam-ı İslamiye”yi beğenip, seve seve yapmak ve O’nun emirlerini ve İslamiyet’in kıymet verdiği üstün tuttuğu şeyleri ve alimlerini, salihlerini büyük bilip, hürmet etmek ve O’nun dinini yaymağa uğraşmak demektir. Dinine uymak istemeyenleri, beğenmeyenleri, aldırış etmeyenleri ise zelil, hakir ve aşağı tutmaktır. İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan, Muhammed aleyhisselama tabi olmaya bağlıdır. O’na tabi olmak için iman etmek ve Ahkam-ı İslamiyye’yi öğrenmek ve hakkıyla yapmak lazımdır. Ahirette Cehennem’den kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama tabi olanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler, bütün keşifler, bütün haller ve bütün ilimler, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin yolunda bulunmak şartı ile, ahirette işe yarar. Yoksa, Allahü teâlânın Peygamberine tabi olmayanların yaptığı her iyilik, dünyada kalır ve ahiretinin harab olmasına sebeb olur. Yani, iyilik şeklinde görünen, birer istidracdan başka bir şey olamaz. İman için Resulullahı peygamber olduğunu kabul etmek kafi değildir. İman için, O’nun getirdiği dini de kabul etmek, getirdiklerini tasdik etmek, O’nu sevip itaat etmek, nasihatlerini kabul etmek, kendisine hürmet etmek şarttır. Bu hususta Allahü teâlâ mealen; “O halde Allahü teâlâya ve O’nun ümmi nebisi olan Resulüne iman edin, O’na tabi olun ki, doğru yolu bulmuş olasınız” (A’raf suresi: 158). “Kim, Allahü teâlâya ve Peygamberine iman etmezse, muhakkak (bilsin) ki, biz o kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır” (Feth suresi: 13). Peygamber efendimiz; “Bana kim itaat ederse, Allahü teâlâya itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse, Allahü teâlâya isyan etmiş olur. Benim emrime itaat eden, bana itaat etmiş, emirlerime isyan eden de bana isyan etmiş olur”Günümüzde bazıları, Resulullahın sünnetini, uygulamalarını kabul etmeyerek tek kaynağın Kur’an-ı kerim olduğunu iddia etmektedirler. Bunlar, islamiyeti yıkmak isteteyenlerin sinsi faaliyetleridir. Allahü teâlâ, Nisâ sûresinde meâlen, “Allah’ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah’la peygamberleri arasını ayırmak isteyen “Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz” diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azap hazırlamışızdır. ” buyurarak bunların gerçek niyetlerini ortaya koymaktadır. Mehmet Oruç’un Kâinâtın Efendisi kitabından alınmıştır. (Arı Sanat yayınevi,
Editör: Tan Yılmaz | Kategori: Makaleler | Yorumlar: yok | Hit: 63